• indir_edited_edited
  • tr-amblem
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • GBfhn7j7_400x400
  • cb7a97d9dcf13a98a40502adc7dca207

©2018 BY DR. ALİ CAN GÖK

Our Recent Posts

Please reload

Archive

Please reload

Tags

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Çok fedakârlıklar yaptım, çok emek verdim.

May 24, 2018

Ben bu ilişkiye çok emek verdim.

 

 

“Sevgi emek ister” repliği Cengiz Aytmatov’un aynı adlı eserinden uyarlanan Selvi Boylum Al Yazmalım filmini izleyen herkesin zihnine kazınmıştır. İnsanlar ilişkilerine emek sarf ederler, fedakârlık yaparlar. Fakat bazı insanlar sürekli olarak ilişkilerinde daha çok fedakârlık yapan taraf olurlar. Dikkatli bakınca bu durum sadece romantik ilişkilerinde böyle değildir, aile, arkadaş ve iş ilişkilerinde de genelde fedakârlık yapan ve emek veren taraf kendileridir.

 

Fedakâr insanlar sanki başkalarının mutluluğunun sorumluluğunu omuzlarında taşırlar. Her zaman diğer kişilerin memnuniyeti kendilerinden bir adım daha öndedir. Bu diğer kişi annesi, babası, sevgilisi ya da çocuğu olabilir. Toplumumuzda fedakârlık yapmak erdemlerin en büyüğü olarak algılanır. Ne mutlu fedakârlık yapana. Ne zaman kendilerine biraz öncelik tanıyacak olsalar suçluluk hissederler.

 

Fedakâr insanlar diğer insanlarla çok rahat empati kurabilirler. Başkalarının acılarını kolayca hisseder ve onları iyi etmek için çaba gösterirler. Fakat kendisinin bir derdi olduğunda kimse ona sormaz bile “neyin var” diye. Karşılarına çoğunlukla bencil insanlar çıkar. Karikatürümüzde olduğu gibi “o anlamıyor ama ben fedakarlıklar yaptım” der ve yine yaptığı fedakarlıkların kıymeti bilinmemiş bir halde bulur kendini.

 

Yorulur fedakâr insanlar, bir noktadan sonra artık başkaları için bir şey yapmak istemezler. Çünkü verilen emeklerin karşılığında hiçbir şey alamazlar. Sürekli kendi ihtiyaçlarını başkalarının ihtiyaçları için ötelemek, sürekli herkese deva olmak için kendini ertelemek insanı öfkelendirebilir. Kendi ihtiyaçlarımıza kulak asmadığımızda içten içe öfkelenmemiz olağandır. Çok kızgın olmalarına rağmen bu öfkenin de farkına varılmaz çünkü öfkeyi ifade etmek yanlış ve tehlikeli bir şeydir. İnsanlara öfkelendiklerini gösterirseler onların da karşılık verebileceklerinden korkarlar. Çatışma olsun istemezler.

 

Fakat bu öfke bir şekilde dışarı çıkmanın yolunu bulur. Öfke her zaman açık bir şekilde ifade edilmeyebilir. Erteleme, geç kalma, arkadan konuşma, bir şeyi kabul ediyor görünmek ama uygulamama, bahaneler yaratma gibi davranışlar da öfkemizin kendini ifade ettiği davranışlar olabilir.

 

Hayat bu şekilde devam etmek zorunda değil. Karşılık bulduğumuz ilişkiler yaşayabilir, beklediğimiz duygusal desteği etrafımızdakilerden alabiliriz. Yeter ki kendi ihtiyaç ve isteklerimize karşı duyarlı olmayı öğrenebilelim.

Please reload